16 Ağustos 2005 Saat: 03.52
Partnerinizden kendi isteğinizle ayrıldınız. Nihayet
yıllardır özlemini çektiğiniz özgürlüğe kavuştunuz. Ama
nedense mutlu değilsiniz... Peki bu durumdan kurtulmak
için ne yapacaksınız?.
İyi bir işiniz var, paranız da. Hoş bir kadınsınız,
arkadaş çevreniz iyi. Uzun yıllar kangren bir şekilde
devam ettiğiniz ilişkinizi yeni bitirdiniz. Oh, artık
özgürsünüz... Nihayet istediğinizi giyebilir,
istediğiniz zaman istediğiniz yere gidebilir, kısacası
kendi hayatınızı yaşayabilirsiniz. Ama o da ne? Mutlu
olmanız gerekirken, hiç de öyle değilsiniz. Hatta mutsuz
bile sayılabilirsiniz. Çünkü yalnızlık çekiyorsunuz. Bu
duruma kendiniz bile inanamıyorsunuz... Ama uzmanlar,
"İnanmalısınız" diyor. Çünkü yeni bitmiş ilişkilerin
ardından bir boşluğa düşmeniz, kendinizi bir gün iyi,
bir gün kötü hissetmeniz gayet normal. Tabii ki bu
sürenin çok uzun sürmemesi koşuluyla... Ama unutmayın;
süreyi kısa tutmak sizin elinizde. Peki, bunu nasıl
yapacaksınız? Önerilerimize kulak vererek tabii
ki...
Sakın arama
Üç kadeh şarap,
romantik bir şarkı, bir-iki damla gözyaşı... Ve birden
kendinizi, onun numarasını çevirirken buluyorsunuz;
"Sadece, nasılsın diye merak ettim!"... Ayrıldığınız
sevgilinizi / eşinizi sakın aramayın! Onu sadece, yerine
bir şey koyamadığınız / koymak istemediğiniz için
özlüyorsunuz. Ancak "ayık" bir şekilde düşündüğünüz
zaman özlediğiniz şeyin "o" olmadığını çok net bir
şekilde göreceksiniz. Halbuki siz hayatınızı çoktan
doldurdunuz bile. Ama bunun farkında değilsiniz.
Uzmanların bir uyarısı daha var: Sakın ayrıldığınız
partnerinizle yatmayın! Bu, olayların daha da karmaşık
bir hal almasını sağlayacak. Zayıf anlarınıza karşı bir
önlem: Telefon numarasını kayıtlarınızdan
silin!
Kendinizi ihmal
etmeyin
Yalnız yaşayanların düştüğü en büyük
tuzaklardan biri, kendilerine kötü bakmaları. Konserve
yemekler, tavada yenen yumurtalar, böceklerin açlıktan
öleceği bir mutfak... Kendinize saygınızı yitirmeden
önce, mutfağınızı adam edin. Arada bir kendinize bir
ziyafet çekin. Biraz vaktinizi alsa da, kendinize şık
bir sofra hazırlayın.
Bir erkek arkadaş
şart
Sevgili değil, erkek arkadaş! Çünkü
arada bir yaşadığınız olayları erkek bakış açısıyla
görmeniz iyi olur. Ayrıca katılacağınız davetlerde
yanınızda bir kavalyenizin olması fena olmaz. Hem
taşınacak alışveriş poşetleri, değiştirilecek tüpler,
çekilmesi gereken bir dolap ya da değiştirilmesi gereken
ampuller için de bir erkek arkadaşınızın olması gerekir.
Arada bir 'kanka'larınızla buluşup, eğlenin. Onlarla
sohbet edin, ağlayın, gülün, hayatın tadını çıkartın. Bu
zorlu dönemde kız arkadaşlarınız da sizin en büyük
desteğiniz olacak.
Günlük
tutun
"Bugün Cuma, 13 Kasım... Ayrılalı 4 ay,
12 gün, 20 saat oldu... Kendimi çok yalnız
hissediyorum." "Bugün Cumartesi, 14 Kasım. Yaşasın 2
kilo daha vermişim, dünyanın en mutlu kadını benim..."
Günlük tutmak, hissedilenleri yazmak, duygularınız
hakkında size bilgi verir. Arada bir karıştırıp, eski
yazdıklarınızı okuyarak, o günkü üzüntülerinizin ne
kadar yersiz olduğunu görebilirsiniz.
Geleceğe
umutla bakın
"Çok yalnızım, çok mutsuzum"
diyerek kısmetinizi kapatmayın. "Ne alaka" demeyin.
Yapılan araştırmalar erkeklerin mutsuz, dolayısıyla
neşesiz kadınlardan "kaçtıklarını" ortaya koyuyor.
Geleceğe umutla ve mutlulukla bakın. Tabii ki öncelikle
kendiniz için. Çünkü unutmayın, nasıl hissediyor,
kendinizi nasıl ifade ediyorsanız öylesinizdir! Yani
"Yalnızım, mutsuzum, çirkinim" demeyin. İnsanlar sizi
öyle sanır!
|