
21 Ağustos 2005 Saat: 05.03
Dr. Akif Poroy yeni kitabı "Türkiye'de
Cinsellik"te, akla gelen her sorunun yanıtına
yer veriyor. Poroy'a göre pek çok kişi
cinselliği istediği şekilde yaşıyor ama
'mecburen' ikiyüzlü bir şekilde.
Kadın Doğum Uzmanı Dr. Akif Poroy, son kitabı
"Türkiye'de Cinsellik"te, cinsel fonksiyon
bozukluklarının tedavisinden dulların seks
hayatına pek çok konuyu aydınlatıyor. Poroy'la
"doğru" bilinen "yanlış"ları, tabuları ve
toplumun farklı kesimlerinin cinselliğe bakış
açısını konuştuk.
* Türkiye'de
Cinsellik adlı kitabınızda pek çok konuya
değiniyorsunuz. Türkiye bu açıdan 'verimli' bir
ülke mi?
Kadınların fonksiyonel
cinsel bozuklukları ile ilgili birçok kitap
yazıp konferanslar verdim. Bu açıdan birikimim
oldu. Türkiye, siyasi, kültürel açıdan nasıl çok
katmanlıysa seksüel açıdan da çok değişik
katmanların olduğu, her şeyin bir arada
yaşandığı veya yaşanamadığı ama genelde
evliliklerin içinde çok büyük sorunların olduğu
bir ülke. Kitabı, elimdeki geniş arşivden yola
çıkarak dört yılda hazırladım.
EVLİ
AMA BAKİRE KADINLAR VAR
* Çok eski
dönemlerdeki cinselliğe de yer vermişsiniz
kitapta...
Şamanizm döneminde
Türkler'in seksüel davranışlardan tutun da
Selçuklu dönemi, Osmanlı dönemi ve bugünkü
seksüel davranışlara kadar pek çok konuyu
irdeledim. Tabii ağırlıklı olarak bugünkü
davranışlar var. Bizim toplumumuzda gençler daha
akılcı. Cinselliğe daha doğal bakıyorlar. Ama
gençlerin dışındakiler yetişme tarzlarının,
değişik geleneklerin getirdiği nedenlerle
evlilik içinde dahi cinselliği yaşayamıyorlar.
Dolayısıyla erken boşalma, orgazm olamama veya
vajinismus gibi problemler ortaya
çıkıyor.
* Türkiye'de cinsellik nasıl
yaşanıyor?
Bir normal insanların
cinsel yaşamları var, bir de cinselliği
arkadaşından, sağdan soldan duyduğu kadarıyla
bilenler var. Biz cinsel bozuklukların
tedavisini yaptığımız için hastalarımıza
çocukluğundan bugüne kadar yaşadığı cinsellikle
ilgili her şeyi soruyoruz. Bu sayede de çok
fazla bilgiye ulaşıyoruz. Örneğin, vajinismus
vakası Türkiye'de çok var. Yani cinsel
birleşmeye geçemeyen, cinsel birleşmeyi
gerçekleştiremeyen çok Türk kadını
var.
* Yurtdışında görülen vajinusmus
vakalarıyla Türkiye'de görülen vakalar arasında
bir fark var mı?
Yurtdışında,
özellikle Amerika'da vajinismus vakaları daha
çok hayat kadınlarında görülüyor. Biriyle
pazarlık yapıyorlar, sonra da dört, beş kişinin
tecavüzüne uğrayınca bu rahatsızlık baş
gösteriyor. Çünkü yaşadıkları bu kötü olaydan
dolayı cinsel ilişkiye girememe gibi bir durum
ortaya çıkıyor. Yani normal insanlarda çok
gözükmez vajinismus. Türkiye'de ise 3-4 senedir
evli, hatta yüksek tahsilli ama hala bakire olan
kadınlarda görülüyor.
* Neden
Türkiye'de sıradan kadınlarda görülüyor bu
bozukluk?
Bizde cinselliğin pis,
ahlaksız bir konu olarak görülmesi ve
kötülenmesi ile şartlandırılmış bir yetişme
tarzından kaynaklanıyor bu. Bir de bu tür
fonksiyon bozukluklarında pek çok ensest vakayla
karşılaşıyoruz. Yani çocukluk, genç kızlık
döneminde aile içinde cinsel tacize
uğruyorlar.
* Türkiye'de pek çok
kişinin düzenli bir cinsel yaşamı var mı sizce?
Ünlü kişiler, belli bir çevredeki
insanlar, yani kimseye hesap vermeyen, toplumsal
şartlanmaların üstüne çıkabilmiş insanlar
cinselliklerini istedikleri gibi yaşıyor. Ama
bence diğer pek çok insan da yaşıyor, hatta
istediği şekilde yaşıyor, mecburen iki yüzlü bir
şekilde... Yani her şeyi yapıyor ama hiçbir şey
yapmıyor gibi gözüküyor.
SELÇUKLULAR
KADAR OLAMADIK!
* Yani aslında Türkler'in
cinsel yaşamı o kadar da kötü değil diyorsunuz?
Kötü değil diyebiliriz. Ama şu var;
genel anlamda cinselliğe bakış açısı "doğal"
değil... Mesela Şamanist zamanda Uygurlar bile
cinselliğe daha doğal bakıyor. Bu Selçuklular
için de geçerli. Fakat bugün baktığımızda bence
Türkiye'deki en büyük sorunlardan bir tanesi
cinselliğin bir zorbalık içinde yaşanması.
Cinsellik normalde bir kadınla erkeği
ilgilendirir. Ama Türkiye'de iki gencin cinsel
yaşamı o iki kişinin dışında aileyi, yakın
çevreyi, hatta hiç alakası olmayan insanları
ilgilendiriyor.
* Türkiye'de insanlar
cinsellikte neyi normal, neyi sapkınlık olarak
kabul ediyor?
Hiç tabusu olmayan
insanlar olduğu gibi bir konferansın cinsellikle
ilgili olduğunu duyunca salondan çıkanlar da
var. Yani reaksiyonlar çok değişik. Mesela kadın
doktoruna giderken bekleme odasında görünmekten
bile çekinenler var. Katmanlar çok değişik onun
için ne normal değildir
bilemiyorsunuz.
* Yani cinsel
sapkınlık olarak nitelenen davranışların aslında
sapkınlık olmadığını mı söylüyorsunuz?
1989 veya 1990 Dünya Seksoloji
Kongresi'nde cinsel sapıklıkların sapma olarak
değiştirilmesine karar verildi. Fakat tabii
burada mühim olan şu; cinsellik her insanın
özgürlüğünün bir parçası. Dolayısıyla cinsellik
özgürce yaşanması gereken bir olgu diye
düşünüyorum. Örneğin çocukların ergenliğe
geçtikleri 13-14 yaşlarında çocukların biseksüel
çağı vardır. Bu çocukların hem lezbiyenlikten
hem de erkek homoseksüelliğinden korunması
gereken bir çağdır. Kızlar bir kadın olarak
yetiştirilmeli. Kızlar çocukken çok iyi, canım
cicim ama göğüsleri çıkmaya başladığı andan
itibaren çok tehlikeli ve çok dikkat edilmesi
gereken, topluma zarar verebilecek bir yaratık
gibi görülüyor.
* Neden, kızların suçu
ne?
Kızlarda suç yok. Ama biyolojik
olarak, seksüel açıdan baktığınızda kadınlar
erkeklerden daha güçlü. Örneğin bir cinsel
birleşmeden ikinci cinsel birleşmeye geçerken
olan ara devrede erkeğin, tekrar ereksiyon
olabilmesi için zaman gerekir. Halbuki kadın,
orgazma varsa bile iki, üç dakika sonra yeniden
bir cinsel birleşmeye geçip tekrar orgazm
olabilecek güçte. İşte kadının bu gücü,
toplumların kadını ezmesindeki en önemli etken
bence.  |